skip to Main Content

Göçmenlerle Dayanışma İçinde Bir Avrupa İçin

Bu manifestonun imzacıları olarak 2019 yılı Avrupa Parlamentosu Seçimlerinde sunmak istediğimiz liste bir farkındalıktan doğdu: Bugün göçmenlere yapılan muamelede uygulanan politik şiddet, daha zor durumda olanlara karşı genel bir düşüncesizliğin göstergesidir.

Bu listeye destek olmada sorumlu hissediyoruz çünkü göç politikasının Avrupa Projesinin temeli olduğuna ve bu projenin rolünün 21. yüzyıl Avrupası’nı misafirperverlik görevi ve dayanışma ilkesiyle şekillendirmek olduğuna inanıyoruz. Bu değerleri ihmal eden demokratik hükümetler bizzat Avrupa kültürünün temelinde yatan fikri yadsımaktadır. 

Avrupa, göçmenleri sınır dışı ederek, aynı şekilde kendi nüfusu içindeki dışlanmışları, neo-liberalizmin kapı dışarı ettiği insanları, işsizleri ve evsizleri ötekileştirerek, kendi değerlerini ve temel insan haklarını yok saymaktadır.

Avrupa kendini her zaman göç yolları kavşağında şekillendirmiş, yeni kitlelerin katkılarını çeşitlilik ve zenginlik kaynağı haline getirmiştir. Göçmen politikalarını gitgide sıkılaştıran ulusal bir devlet, bünyesindeki imkanı kısıtlı olan nüfusa da benzer şekilde davranacaktır.

Göçmenlerle Dayanışma İçinde Bir Avrupa İçin sivil toplumun bütün tabakalarından, her yaştan, her sınıftan yurttaşı bir araya getiren bu listedeki isimler bundan böyle kurumsal bir içe kapanışın Avrupa’nın göçmen politikasında bir çözüm olarak görülmesini kabul etmemektedir.

Avrupa’nın kasti ve kinik bir biçimde göçmenlerin kabul edilmesi, korunması ve
kurtarılmasındaki rolünü kısıtlamasını; Avrupa vatandaşlarının göçmenlere yaptığı yardımları -yasaya karşı gelerek- cezalandırmasını; kanlı çatışmalar, yozlaşmış hükümetler ya da iklim değişikliği yüzünden ülkelerini bırakmak zorunda kalan sürgünlere kapılarını kapatmasını reddediyoruz.  

Bir yandan yerel inisiyatifler, kar amacı gütmeyen dernekler ve dayanışma adına yapılan antlaşmalar böylesi bir durumu önlemeye koyulmuşken binlerce erkek, kadın ve çocuğun Akdeniz’de ve Sahra çölünde can vermesini veya Avrupa kıtasında kötü şartlar altında yaşam sürmesini reddediyoruz. Göçmenlerin kabulünde sivil toplumun üstlenmesi gereken rol sınır kontrolleri, mülteci statüsü ve uyum sağlama prosedürleri bağlamında Avrupa ölçeğinde yeni siyasi çözümlerle güçlendirilmelidir. 

Avrupa’ya doğru veya Güney ülkelerinde gerçekleşen göç geçici ya da yüzeysel bir fenomen değildir ve bilhassa çevresel etmenler yüzünden katlanarak artacaktır.  Avrupa ve dünyada bir arada yaşayabilmeye dair gelecek tasarılarımızın merkezine göç olgusunu almak bireylerin yer değiştirme sorununu hakkaniyetle değerlendirmede kaçınılmazdır.

Biz bu manifestoyu Göçmenlerle Dayanışma İçinde Bir Avrupa İçin imzalıyoruz çünkü kendi topraklarında herkese konuksever davranan ve Orta Doğu’da, Afrika’da veya nerede olursa olsun çatışma ve sefaletle kuşatılmış bölgelerdeki kurbanların yazgısına duyarlı bir Avrupa istiyoruz.

Biz bu manifestoyu Göçmenlerle Dayanışma İçinde Bir Avrupa İçin imzalıyoruz çünkü göç ve sosyal kaynaşma açısından halk planlamasında, dış siyasetinde ve bir o kadar da kendi ulusal iç politikalarında birlik ve beraberlik değerlerini yeniden bulan bir Avrupa istiyoruz.

Biz bu manifestoyu Göçmenlerle Dayanışma İçinde Bir Avrupa İçin imzalıyoruz çünkü politik tedbirlerin böylesi bir düzeyde alınması gerektiğinden Avrupa’nın karar verme sürecinde payı olan, özgün bir temsil biçimi amaçlıyoruz.

Biz bu manifestoyu Göçmenlerle Dayanışma İçinde Bir Avrupa İçin imzalıyoruz çünkü toplumun bütün aktörlerini denk, eşitlikçi ve kuşaklar arası bir dinamiğe dahil eden, tek imtiyazı dayanışmayı politik öncelik olarak görmek olan bir eylem ve hükümet yöntemi amaçlıyoruz.

Göçmenlere kucak açmak Avrupa fikrine destek olmaktır.

 

Traduction : Ali Atakay et Kardelen Ayhan

Back To Top